sokak bilgiler


bir.türkler gelen ilk asansöre biniyor/biner/yönsüzdür/fırsatları değerlendirme peşinde olanların ıvır zıvır cumuhuriyeti/ birlikte hareket etmenin imkânsızlığı ve başkaları yoktur öldüren varsayımı.

iki.türk milleti yoktur/yalnızca türkler vardır/ ve türkler cep telefonu ile konuşur/ ameliyathanede/ ölü yıkarken/araba kullanırken/konuşurken/seks yaparken/sınırsız.

üç.türk/ aynı ânda birden çok şey yapar/ tek bir ânda tek bir şey yapamaz/ yapmaz.aynı ânda iki kişiden para alır/ yazar kasada/bu arada telefon çalar/ açar/bir soru soran olursa ona cevap verir.

the durumların imâları nedir?

bir.fırsatçılık var. birlikte hareket etmek imkânsız ve türk türk’ün düşmanı. türklerin birlikte hareket etmesi imkânsızdır/ türkler yalnızca savaşta birlikte hareket eder/toplum hayatı bir türk hayatı değildir.

iki ve üç.türklerde şimdiki ân yok/varolan tek bir zaman dilimi olan şimdiki zaman türklerde yok ve tükler ya tarihte ya da gelecekte yaşadıklarını sanıyorlar/ yaşamadıklarını farkında değiller.

Meram: Yeni Yol Fanzin, 3. Sayı, Kasım 2014.

                    

vj bülent zuma/katolik ortamda bir neşe önerisidir

‘şey kendini açıklar. töz sıfatlarda kendini açıklar, sıfatlar ise tözü açıklar; ve sonra onlar kiplerde açıklanırlar, kipler sıfatları açıklar. ima etme hiçbir şekilde açıklamanın karşıtı değildir: böylece açıklanan şey onun aracılığıyla anlamına gelir, gelişen  şey ise kuşatır. doğa içindeki her şey bu iki hareketin birlikte varoluşunun bir ürünüdür, doğa açıklamalar ve imaların ortak düzenidir’. deleuze.

1.müzik tıpkı toplum gibi/ bir zihinsel durum/hâyâli bir dünyadır.

2.katolizm/yüksektekinin temel metni değiştirmesi doktrini oluyor/istenildiğinde/ istenilen bir şekilde.

3.2014/türkiya teori ile pratik ilişkisizliğinin en açık yaşandığı katolik bir ortamdır.

4.hakikat/iktidar tarafından oluşturuluyor/değiştiriliyor. temel/kısa devrede değişmeyen metin yoksunluğu hukuksuzluktur.
katolizm geçerlidir.

5.ilişkinin ve bütünleşme sürecinin çözülmesi/ kelimesizlik/soysuz sessizlik/iki yüzlülük tıkanmadır.

6.toplumda bir ‘lanetli tip’ vardır. bir de ‘muhalif’ tip. evrensel doğruyu söylediğinden emin olan lanetli/kapitalizmi anlamayan muhalif tiptir. farklı partiler/aynı lig.

7.katolizm geçerli olduğuna göre ‘doğru’ geçici bir şeydir/geçerliliği kısa vadeli.

8.katolizmin geçerli olduğu beylik düzeni iki yüzlülüğü ve soysuz suskunluğu bir hayat üslubu olarak öneriyor/uyguluyor. sıkıcıdır.

9.üretimsiz/rantiyer bir toplulukta en pratik ayakta kalma modeli/neşeliliktir. teorinin karanlık/hareketin inanç sayıldığı/ tersine evrimleşenlerin diktatoryası.

10.milli irade bilmek istemiyor/kitle en iyi konuşanı dinliyor. bu topraklarda işsiz diktatoryası rejimi geçerlidir.

11.en iyi konuşmacının her şeyin ve kitlenin sahibi olduğu bu topraklarda eğlence/cinsellik ve şarap içmek/ kaçış çizgileridir.

12.töz nedir? locke/latince altta bulunan şey anlamına gelen/töz/substantia/ortak desteğe/töz/diyor. descartes/tözü düşündüğüm zaman var olmak için kendinden başka hiçbir şeyin varlığına muhtaç olmayan bir şeyi düşünüyorum böyle olmayan yalnızca tanrı’dır/diyor. spinoza/töz/kendiliğinden ve kendisi için var olan olarak anlıyorum. bu kavramın meydana gelmesi için başka bir kavrama ihtiyaç yoktur/diyor.

13.töz yokluğu & katolizm/hayatı gayrı-meşrulaştırmaktadır.

14.vj bülent zuma/anlamlı bir kaçak yayındır. neşeli/iki yüzlülüğe karşı bir savunma teknolojisi olarak yuvarlak/kuraklığa karşı erotik.
‘herkes tarafından her yerde doğru kabul edilen şey/kesin yanlıştır’.valery.

Meram: Yeni Yol Fanzin, 3. Sayı, Kasım 2014.



1921 doğumlu aydın boysan kısa bir hayat


1.aydın boysan/ 1945 yılında güzel sanatlar mimarlık bölümünden mezun oluyor/ ferdi aksel arkadaşı/ abd’ye gidebilmek için 50 lira ondan/ 100 lira bundan para alıyor/vapur’la gidiyor abd’ye/ giderken/ ben para kazanıp geleceğim seni kurtaracağım/ diyor aydın boysan’a/ aydın boysan abd’ye gitmek istiyor/ amerika parası kazanmak için hakkari hükümet konağı inşaatının şantiye şefliğinde çalışıyor/ 1946 seçimlerinden üç ay sonra/ ağustos ayında ekibiyle yola çıkıyor/ hakkari adayı selim seven oyların yüzde 98’ini alarak milletvekili seçiliyor/ seçimde hile yok selim seven bir şeyh efendi bütün seçmenler sedye ile taşınıyor şeyh’e oy veriyor/ oy vermek ibadet!

2.van’da hakkari’ye gidecek/bir kamyon geliyor/ kamyonun üzerinde/ hakkari dağlarını aşan ford/ yazıyor /yerde kar var/ karın erimesi bekleniyor/ o zaman belediye hoparlörü yok tellal var/ tellal bağırıyor/ hakkari kamyonu 23 ağustos’ta yola çıkacak/diye/ kamyonun başında 50’ye yakın yolcu var/ eşya ise dağ gibi yığılı/kadınlarla çocuklar iki sıralı şöfor mahalline istif ediliyorlar/eşyalar denk getirilip sıkıca bağlanıyor/ insanlar eşyaların üzerine salkım saçak tırmanıyorlar/ gürpınar üzerinden karadağ yoluyla gidiliyor/şoför hamit/ bakışları garip bir adam delinin teki/ hakkari’ye kamyonu getiren ilk adam/ kava kararınca ilk mola elli kilometre kadar ileride bir yerde veriliyor/ geceyi orada titreyerek geçiriyorlar/ertesi gün yüz kilometre yolları var/ ger yer kar/ yoldan iz yok/bir yerlerden gidiliyor nereden gidildiğini ne yolcular ne de hamit biliyor/yokuş bir yer geliyor mesela/ çıkarken kamyonu hafifletmek lazım/yolcular aşağı iniyor ve kamyon ga va ga va diye inleyerek yokuşu tırmanıyor ve yolcular arkasından koşarak yetişiyorlar/ bugün iki saatte gidilen yol o zaman ancak iki günde alınabiliyor/ alındı/ ağaçlar arasında bir yoldan giriliyor hakkari’ye/ meydan gibi bir yerde durulunca görülüyor ki yüzlerce kişi ellerinde lüks lambaları ve fenerlerle gelenleri karşılıyor/yaşa var ol/ sesleri arasında başta vali bey mülki ve askeri erkan gelenleri kucaklıyor/ herkes herkesle bağıra bağıra konuşuyor sarılıp öpüşüyor/ meğer sevinçtenmiş/ çünkü on bir aydır hakkari’ye gelen ilk taşıt buymuş şenlik oluyor.

3.1965 senesi/ seçimlerden bir gün önce/ eylül sonu/bir cumartesi günü/ vehbi beğ koç/bizi ir yemeğe götür/ diyor/ aydın boysan’a/tuzla’da  bir köfteciye gidiyorlar/çok sıcak bir gün oluyor/Vehbi beğ/yahu bir denize girelim şurada/diyor/aydın boysan/ havlu yok mayo yok/ diyor/donla gireriz/ diyor/donla denize giriliyor/sonra donlar kurulanıyor/patlonlar giyiliyor/ köfteciye gidiliyor/yan masada iki genç adam oturuyor/ikisi de mülkiyeli/rakı içiyorlar/koç’un müdürü alisbah onlarla tanışıyor/sonra hep birlikte rakı içiliyor/birlikte istanbul’a dönüş için arabaya biniliyor/mülkiyelilerden bir tanesi  vehbi beğ’e dönüyor/ya beyamca sen önemli bir adama benziyorsun bizim okul komutanını tanıyor musun bize izin alır mısın/ soruyor/ mülkiyeliler askerlik yapıyorlar ve rakı fazla içilmiş oluyor/vehbi beğ gayet sakin/ okul komutanını tanımam ben cumhurbaşkanı’nı tanırım/ diyor/çocuklar kah kah kih kih işitip dürtüşüyorlar birbirleriyle/ biraz sonra/ ya bey amca sen kimsin allasen/soruyorlar/vehbi goç’um /cevabını duyan çocuklar kahkahadan kırılıyor/vehbi beğ, hiç sesini çıkarmıyor.

4.programsız bir reklâm dinlediniz/ türklerde yaygındır/ türkler askeri millet ve emir komuta hayat/aydın boysan/25.12.06 tarihi/günlük programı/iz tv belgesel/ arabanın revizyonu/kitap siparişi/paradies’te konuşma/hediyeler(yılbaşı/bayram)/para durumu(cepte/ çekmecede/bankada)/gece/şiir/yılbaşı konuşması.

5.aydın boysan iyi içiyor/iyi bir geçici kelimedir nedir bir yanda dursun anlamı/aydın boysan/ beş kıtayı geziyor gözlem yapıyor/ nereye giderse gözlem yapıyor yaşamak dışında gözlem yapıyor ki yaşasın/içki/değişik kültürlerde farklı şekillerde toplum yaşamına giriyor ya da girmiyor/kültürler birbirlerinden etkileniyor/ borç alacak ilişkisi ortaya çıkıyor/kadim ve modern biçimler karşılaşıyor/etkileşiyor/etil alkol/ ana madde bu oluyor/damıtılarak kimyasal yolla üretilen içkide alkol derecesi yüzde 40  ileyüzde 60 arasında değişiyor/konyak rakı votka viski bu gruptadır/likörün alkol oranı yüzde 17 ile arasında markasına göre değişiyor/ şarabın alkol oranı yüzde 11 ile 23 arasında değişir/bir kural var/ beslenmenin dengeli olabilmesi için alınan alkol miktarının verdiği enerjinin toplam enerji harcamasının yüzde 10’unu geçmemesi gerekiyor/ bir doktor söyledi.

6.aydın boysan/mimar/öğrendiklerimiz çoktur kendisinden/1950’lerin başında demokrat partili ankaralılar bir yapı kooperatifi kurdular/adı/etiler kooperatifi/etiler semtinin ilk binaları the kooperatif ile kuruluyor/bahçe içinde iki katlı binalar oluyor/etiler’in çekirdeği oluyor/ ankaralı demokratlar/devlet bakanı mükerrem soral/başvekil adnan menderes’in yakın arkadaşı/öcü oluyor/kış oldu mu/ etiler ile levent arası karla kapanıyor oluyordu ve ulaşım imkânsızdı/ işyerinden evine iki gece gidemeyen insan hikâyeleri gerçek oluyordu/1960’larda durum aynıdır/sonra iki katlı villalar tek tek yıkılıyor/yerine yüksek binalar dikiliyor/şişli terakki vakfı’nın okulları geliyor buraya/Boğaziçi üniversitesi’nin kuzeyine ek binalar yapılıyor ve sınır aşılıyor.

Meram: Yeni Yol Fanzin, S.2 / Eylül 2014.


fragmanlar

haydar dümendi /dümenleşmek bir tür fiilidir

seks satıyor. millet, aç. milletin doymasının önünde iktisadi/ estetik/ etik engeller var.

“sizden saklamayacağım.sabahları uğradığımı söylediğim o mağazanın kapısını tezgâhtar açar/ kaç desem/yaşı en fazla on dokuz-yirmi/daracık pantolonunun vücudunun ayrıntılarını dışa vurması beni tahrik eder.mağazanın önüne geldiğinde göğüsleri sabah yağmuru yemişçesine dik ve tazedir.her zaman giydiği beyaz gömleğinden taşar iri ve yuvarlak memeleri.her sabah sayarım/ gömleğinin üçüncü düğmesine kadar açıktır yakası/bunu neden yapıyor?/acaba benim için mi diye düşünürüm/ bu düşünce beni heyecanlandırır/ardından eğilir yere doğru/pantolonun vajinasıyla buluştuğu çizgiye takılır gözlerim/çok afedersiniz ama külotunu düşünürüm/öyle dar bir pantolon giymiştir ki kahpe!/sanki ‘gel beni becer hadi’ diye konuşur poposu/ben o sesi duyarım/kızarım ona bu davetinden dolayı/ne adını bilirim/ ne kimliğini/önemli değildir zaten/iki bacağının arasıdır ona beni yakın kılan/ona odaklanırım/ardından erkekliğimi hissederim/sertleşir penisim”.
bu/aynı yatakta üçümüz psikoterapi öyküleri/başlıklı kitaptan alınan bir metindir/ kitap mı/destek yayını/yazar/ ilkim öz/ankara doğumlu/1986 hacettepe psikoloji mezunu/psikolog/daha önce 17 

kitap yazdı/kızının adı merve ve oğlunun adı mert.

delirmeden nasıl yaşıyoruz bir ses var içimde durmadan delir diyor
bu ülkede ayakta kalmak değil delirmemek mühim/ayakta kalanların delirdiği ise kesindir/ânında patlayan deliler cumhuriyeti/yanlış anlayan anlamayan ve her şey için hazır olan/akıllılar delirir/ öyle mi/ ya delirmeyenler/ ne çok delirmeyen var/ deliremeyen/ daha doğru demek daha doğru olur/insan modern olunca toplumsal oluyor ve iktidar/toplum değerlerinden kopuktur/birikim kültür akıl katsayısı bilinç bilgi birikimi olayından kopuk insanların devleti/ yeniden dağıtımcı iktisatı ele geçirdiği çok görüldü/ görülüyor/ nasıl olur/ sorusu ile the gelişme mantıklı bir şekilde açıklanamıyor.


kadınlar yanlış yolda /erkekler kadınları kurtarmalı aksi hâlde caz bitmicek
erkek/ aldatır/ kadın bu tip durumda/ neden aldattın/ demeli/ ya da iyi miydi değdi mi/sormalı/ yaklaşım bu olmalı/ the yaklaşım bu olursa aldatan erkek o kadına tapar/ kadınların bilmediği şeyler var/ olsun/böyle oluyor/vice versa/kadınlar boş yere giyinir ve boş yere güzelleşmek için zaman para harcar/harcıyor/erkekler kadını grafik olarak görmüyor/ erkek/ kimyagerdir/beyin kimyası vardır/mark twain/büyük erkektir/kadınlar olduklarından çok daha iyi kadınlar olabilirlerdi eğer adamları daha iyi adam yapacakları hevesinden vazgeçebilselerdi/cümlesini kuruyor/zamanın göreliliği kadar büyük bir keşiftir/kadınlar mark twain okusunlar/biliyorum okumakla olmaz terapi işte/sakin olsunlar/iyi miydi değdi mi beni aldattığın kadını görmek istiyorum beni aldattığını sanmıyorum sen beni seviyorsun yatmış olabilirsin yat ne olacak istediğin tüm kadınlar senindir helâl olsun gel kutlayalım/


ilber ortaylı’yı gece yarısından sonra arıyorum

angara/mülkiyeliler birliği’ne içmeye gidiyoruz/ milattan önce 9879 yılı öğleden sonra/ ilber ortaylı’ya rasladım/ telefon numarasını istedim/468 ile başlayan ev numarasını verdi/ gece yarısından sonra arama haa/dedi/ yapamadım/gece yarısı/demeseydi/ bilmiyorum.

Meram: Yeni Yol Fanzin, S.2 / Eylül 2014.

türk kahvaltısı

türk kahvaltısı/ var mı?
bittabi ki yok.

ibnülemin, peynirin bir piç olduğunu söyledi.
peynir/ zeytin/domates/çay bir araya getiriliyor/ kahvaltı oluyor.
çok anlamsız.

2014’te bulvar kafelerinde kahvaltı veren dükkanlarda kahvaltı yapan insanları izledim. mutlu görünmüyorlardı. ortada haz/ lezzet yok belli ki.mutlu olmaları imkânsız/ tuhaf bir bileşim.
köy kahvaltısı/ denilen şey uyduruk/ ne olduğu bilinmiyor/nesneler köyden mi geliyor/ köy kaldı mı ki?

kahvaltı önerimiz şudur/ kızarmış ekmek/ has tereyağ ve bal.
sade olmalı. gerçek.

aranırsa bulunabiliyor/ has tereyağ ve bal/ küçük ölçekli işletmelerde üretiliyor. büyük marketlerden alınan gıdaların yüzde 95’i gerçek değil/ inanıyorum ki gerçek değildir.
başka bir kahvaltı seçeneği mi?

evde yapılan sucuk ya da pastırma ve kızarmış ekmek. sucuk ve pastırma yapmak kolay evde ve ucuz.


tarifler var/ kanser olmaktan iyidir.

Meram: Yeni Yol Fanzin, S.2 / Eylül 2014.