Avrupacı takım Avrupa’dan habersizdir


“ekonomi politik açısından ideal vücut tipi: robottur. işlevsel anlamda bir emek gücü olarak robot, ‘özgürleşmiş’ bir vücut modelidir.”
     baudrillard 
Gerçek hayat hikayeleri okumalıyız. Roman da.

Türkiye’deki avrupa partisi üyelerinin Avrupa’dan haberleri yoktur.

Avrupa Birliği, bir Hiristiyan birlik değil ise Türkler de Avrupa Birliği’ne üye olarak alınmalıdır, şeklinde Türkler tarafından iddia edilen bir tez var. Buna göre: Avrupalılar ne yaptıklarının bilincinde değildirler, Türkler, avrupa partisi üyesi Türkler bu dahice düşünceleri ile Avrupalıları kurtarıyorlar. Avrupa’nın hiristiyanlığı bir din meselesi değil, bir hayat tarzıdır. 

Türkler, Avrupalılaşma meselesini kadınların açık giyinmesine indirgediler. Değişmeyen modadır: Refah, bu arada güzel kadınlar Batı’dadır. Sefalet, çirkin kadınlar Doğu’dadır.

Avrupalılaşma olayının kadın varlığına indirgenmesi ne anlama gelir, üzerinde düşünülmelidir.

Türkler, Batı’yı bilmiyorlar. Batı ülkelerinde yaşayan Türkler, öğrenciler, işçiler, tüccar, Batı kültürünü, toplumsal hayatını, lisanını araştırıyor mu sorusunun cevabı Türkiye kütüphanelerinde konuyla ilgili eserlerin sayısından ve içeriğinden anlaşılabilir.

Tezler
1.Türkler, Batı’yı bilmiyor. Bilmek gayretleri yoktur.
2.Türkler, Batı’nın karikatürü oldular.
3.Türkler bir Batı kentine gittiklerinde kendilerini suçlu hissediyorlar. Şu demektir: 1683’teki bozgun devam ediyor. Türkler, düzenli geri çekilmeyi beceremiyorlar.
4.Türkler, bugün, Avrupa macerasında yolun sonuna geldiler. Soru, yoldan nasıl dönüleceğidir. Türkler, bilmiyorlar.
5.Türkiye’de bir değişim var. Ama ilerleme değil.
6.Türk toplumu askeri toplumdur, Türk devleti askeri devlettir.
Batı’da yaşamak ile Batı’yı görmek,ayrı şeylerdir. Batı’da yaşan Türkler Batı’yı tanıyorlar mı? Bir Batı ülkesinde altı yıl yaşamış, sosyal bilimler alanında doktora yapmış bir genç Batı’yı tanıyamayabiliyor. Merak yok çünkü. Adam, Isparta’dan gitmiş Washington,D.C’ye, ünlü bir üniversitedenin iktisat bölümünde akademik çalışmaya başlamış, ama Amerika’yı merak etmiyor, Amerikalılardan söz ederken ‘yabancılar’ kelimesini kullanıyor. The Wall Street gazetesine abone olmuyor, Amerika’daki iktisat bölümündeki doktora öğrencisi, tek amacı var, bir an önce doktorasını tamamlamak ve Isparta’ya dönmek. Bavul gibi gidiyor Amerika’ya, açılmadan, bavul gibi dönüyor Amerika’dan. 

Haber
Türkler, Batı’dan haber alamıyorlar.
Mine Kırıkkanat isimli bir kadın yazar, 21 Nisan 2007 tarihli vatan isimli bir günlük gazetede yayınlanan yazısında şunu yazdı:
‘ama ikinci tura kimler kalırsa kalsın, içimdeki bir ses, nedense Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanı olamayacağını söylüyor bana.’

6 Mayıs 2007 günü, Sarkozy, seçimleri kazandı. Mine Kırıkkanat’ın içindeki ses, Mine Kırıkkanat’ı yanıltmış oldu.
Nasıl olur, 17 yıldır Paris’te oturan bir Türk kadın gazetecinin içindeki ses neden yanlış çıkar, soru işaredir.
Türkiye’de okur neden yanlış yazıya maruzdur?

23 Ağustos 2007

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder