Görevden kaçmak için anlamıyor görünmek geçerli politika mıdır?


'müesses ölüm şairlerle toplu fotoğraf çektirmek istiyor'.
ece ayhan


Anadolu boşaldı. Kasaba, yükseliyor. Yükselmek fiili yaygınlaşmakla başlar, bayrağı dikmekle biter. Bir tür istila ile gelen yeni şekildir. Şekil, şekilsizlik anlamındadır da.

Bir kopma var. Tarih ve coğrafya anlamında. Bir de kurum, gelenek çöküşü. Belirsizlik karşıtı kurum & gelenek yok olmaya doğru gidiyor. Şu: Daha büyük belirsizlik ortaya çıkar, çıkacaktır. Belirsizlik, ortadan kaldırıcı birşey. İktisat, sosyal, politika, belirsizlikle birlikte sürekli kriz üretir, üretecek. Risk bu.

1. Ece Ayhan, 'örgütlenmiş sorumsuzluk'la kuşatıldığımızdan söz etti. Çözüm'ün imkânsızlığının vurgusu, sorumsuzlukla başlar, başlatılıyor. Kurgu, herşeyin bir anlamsızlıkla sonuçlanmasını sağlıyor, sağladı. O halde:  'insan eylemi etkisizdir'. Verilen bu'dur.

2. Yeni gelenler, eskilerin izinde gitmediler. Eskilerin izini beğenmediklerinden değil, 'iz' nesnesinden haberdar değildiler. Anadolu'nun boşalması ile kasabanın yükselmesi, eşanlı ve nedensellik bağı ilişkili, ara kurumsuz iktidar para ile rutbe dağıtmaya devam etti, ediyor.

3. Türklerde 12 Eylül müdahalesi bir süreç olarak devam ediyor. Sürekli müdahale durumu var ve sonsuza kadar devam etme eğilimi açık. Siyasetin mühendislik disiplinine dönüştürülmesi, gençliğin ortadan kaldırılması, üniversitenin tasviyesi, sendikasızlaştırma. Kopma, müdahaşle ile mümkündür. Beyinlerarası mübadele ve geçişlilik imkânsızlaştırıldı. 12 Eylül, son müdahaledir.

4. Görev, vazife. Birşey yalnızca vazife olduğu için yapılır. Görev, sorgulanmadan uyulan bir kural, bir eylem. Medeniyet, vazife ile işler. Vazife'nin karşıtı suistimal oluyor, oldu. Suistimal bir soygun tekniğidir.

5. Politika, müdahale ile yürür, yürüyor. Demokrasi bir fikir olarak var, varsın olsun. Batı, 'demokrasi' kelimesinin değil, 'zarafet' kelimesinin karşlığı olarak hatırdadır. Zarafet, eşitliği kurmak talebidir. Eşitlik yarışında olanlar arasında, normal olarak, işler.

6. Çağ, biriktirme çağı. Merkezdekiler biriktiriyor, bir mekanik izinle. Sistematik. Kenardakiler, birikim için kaybedenlerdir. Kenardakiler. Kaynak, kaybedenler. Kenarda yaşayanlar, sürecin tanıklarıdırlar. İşböümünün kudretine boyun eğenler. Ferdi Tayfur, işte burada ortaya çıkar. Ya da zorunlu bir sempati ve işbirliği olarak. Fazıl Say da burada.

Belki de fotoğraflar birşey göstermez, görülmüyor.


24 Mayıs 2010 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder