Mülkiye'de okuyan; Türkiye'de organize olamayan; Londra, Washington D.C ve Madrid'de yaşayan; Nietzsche, Baudrillard, Foucault okuyan; İlber Ortaylı'ya inanan; espresso ve lager içen; Falling Down filmini seyreden Rüşdü Paşa'nın İyibilgi.com, Gerçek Gündem, Sivil Denemeler, Milli Gazete, Milat yazıları...
İktisatçının ortaya çıkması üzerine
'aşırı sofuluk dindarlığın zıttıdır, aşırı ahlaksızlık zevkin zıttıdır.'
bataille
Birşey Türkçe yazıldığında yerli olmuyor. Birşey yerli olması o şeyin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Tartışma iktisat disiplinine gerçekleştirilebilir: Herkesin bildiği birşeyin matematik ile kanıtlanması bilinen şeyi bilimsel yapmaz.
Türkçe'de yapılan yaygın hatadır: Türkler Amerikan iktisadında kullanılan terimlerin Türkçe karşılıkları ile tartışıyorlar.
Tartışma bir varsayımdır.
Türkçe'de iktisat alanında yorumlama ve değerlendirme yapılıyor. Kullanılan terimler seti Türkçe değil. Amerikan terimlerinin Türkiye iktisadında kullanılması işe yaramıyor. İktisat tartışan, iktisadi konuşan, iktisat disiplini üzerinde yazacılık yapan Türkçe'de zorlanıyor.
Zorlanma, anlamamanın bir göstergesidir. Türk iktisatçıları Türkiye iktisadındaki gelişmeleri anlamak hususunda zorlandılar.
Türkçe'de 'Economie Politique' karşılığı, iktisat alanında Türkler ilk etkiyi Fransızlardan aldı, 'Servet İlmi' olarak kullanıldı. İktisat okuyanların servet sahibi olmaları gerektiğine ilişkin yanlış imge, Türklerin iktisat bilimini anlamalarını engelledi. İktisat bilimi, servet edinemeyen iktisat öğrencilerinin iktisat bilimini faydasız olarak nitelendirmelerine neden oldu.
Olay, Türklerin tarihinde ilktir.
İngiliz düşünürler, iktisat kitapları yazdıklarında kitaplarının başlıklarını 'servet' kelimesi koydular. İlk iktisat yazıcıları olan İngilizler, servet terimini tamamen terk ettiler. İktisat disiplininin politika ile aynı olduğunu düşündüklerinden iktisatın yanına politik kelimesini eklediler. İktisat, ekonomi politik olarak kullanıldı. İktisat alanındaki bir devrim, iktisatı politikadan ayırdı. Politik iktisat, iktisat bilimine dönüştü. Devrim, ondokuzuncu yüzyıldadır.
Toplumların durumlarına ve iktisat bilimindeki ilerlemelere göre ortadan kalkan, gerileyen, yeniden ortaya çıkan biçim değiştiren bir iktisat bilimi tarihi var.
Ondokuzuncu yüzyıl geçiş devresidir. Marx'ın Das Kapital'i Londra'da yayınladığı yıl Namık Kemal, Londra'da idi. Namık Kemal'in yazdıklarında Marx'ın ve ünlü eserinin adı geçmiyor.
İlk iktisat kitabının yazarı Adam Smith, bir ahlak felsefecisidir. Bir Fransız düşünür 'Ahlak ruhani dünyanın gelişmesinin, iktisat maddi dünyanın gelişmesinin bilimidir' prensibini ortaya koydu.
Türk iktisatçıları Batı'da üretilen iktisat disiplinini ülkü olarak kabul ettiler. Türkiye'de iktisatçılar ülküye uydukları öçüde Türk iktisadının gerçek değerini, anlamını ve doğruluğunu harcadılar. Türk iktisatçıları Batı dünyası gerçek dünya, Türkiye ise yaratılmış bir dünya olarak gördü.
Batı'da ve Türkiye'de gerçek olanın önemsizleştiği bir devrede yaşanıyor. Gerçek iktisat hikayelerinin yüzeysel kaldığı, iktisadi başarısızlıkların hata olarak görüldüğü, eylemin kendisinin eylemin imgesinden değersizleştiği bir devre. Devre, belirsizlik devresidir.
İktisat, kültürün bir parçasıdır. İktisatçıyı kültüre bağlayan çelik bir zorunluluk vardır. Zorunluluk, hakikatin yaratılmasıdır. İktisatçının görevi, içinde bulunulan hal ve şartlara ve yaşanmış deneylere dayanarak teori geliştirmektir.
İktisat işçisinden iktisatçıya geçiş mümkündür. Zamanıdır.
Batı'nın ve Türkiye'nin belirsizlik devresinde olması Türk iktisatçıları için imkandır. İmkan, geçerli teori geliştirmek imkanıdır.
18 Nisan 2008
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder