kıyamam sana



‘senin dilin anlaşılmaz ama mutlu, kızgın ama boşveren deli’.
terazi kadını.
 

dûnya bir yanılsamadır, irade ve başka da öyle.
şöyle oldu.

borges okumuş olmalıyım. terazi kadınına bir mesaj gönderdim. ‘ancak gerçekliğin var olmadığını sezdiğimiz için, gerçeği ve onun netliğini kolaylıkla kabul edebiliyoruz’. terazi’den gelen mesaj: “doğru, herşey bir yanılsama , başka başka evrenler, üst sistemler var, özgür irade de yanılsama demek bu”.

on mayıs, bir artı ya da iki artı. ya da işaretler eksi sayılar aynı. terazi, gölgesiz ve yalnızca kendisinin gölegesi olarak. bedensiz ve olumlayıcı olarak.

hayatın geri kalan kısmının ilk günü olan bugün kendimi hafif hissediyorum. rahat, teslim olmuş ve tarihsiz.

baudrillard: “bazı kadınların tek hayali bir erkeği elde etmektir. çok daha ender olarak, bazıları da erkekleri kaybetmekten başka bir şey düşünmez. onlar, kadınlıklarının kefartetini ve onun vereceği zevki en başta öderler. şehvete dair sahip oldukları şeyler, çok daha önemli başka bir şey uğruna yok olur. nasıl ki düşünce, dûnyayı değiştirme kaygısı taşımaksızın ve onu ortadan kaldırmak üzere kendine bir tür zihinsel egemenlik alanı açıyorsa, kimi kadınlarda da, bir tür zihinsel fahişeliğe adarlar kendilerini; öyle ki, erkekler, uysal zevklerden bezip kendilerini yıpratma oyunu oynayabilsinler”.

baudrillard, birşey söyledi: farklılık güzeldir, kayıtsızlık soylu.

spinoza’ya göre bir şey bilmek için onun nedenini bilmek gerek. nedenleri bilmediğimiz sürece bilemeyiz. nedenler nasıl bilinebilir? nedenlerin bilinmesi, katlanmakla mümkün. katlanmanın var olmadığı bir çağda yaşıyoruz. bittiği, bitirildiği, bile bile bitirildiği.

ne okuduğumuzu bilemeyiz. bildiklerimizi borges’de okuduğumuzda şaşırıyoruz, çok b var, benjamin, baudrillard, bataille, batur, baudelaire, borroughs, ve ben. kesin olan okumanın ve okuduklarımızın kader olduğudur. hiçbir şey tesadüf değil, gölgenin yeri belirlidir.

olmadığımızı biliyoruz, olmadığımızı bilmemize karşın anlam üretiyoruz, ürettiğimiz anlamların saldırısına uğruyoruz. herşey görüntüye dayalı kurnaz bir strateji izliyor. anlam kültürü, anlamın aşırılığı karşısında çöktü.

nietzsche: “gerçek dûnyayı bertaraf ettiğimize göre, geriye kalana ne dememiz gerekiyor?görünümler dûnyası mı? kesinlikle hayır! çünkü hakiki dünyayla birlikte, görünümler dünyasını da yok ettik”.

beni terazi kadınına yaklaştıran, hiçbir şeyin gerçek olmasına gerek kalmamış bir evrende yaşıyor olmamdır.

09 Ocak 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder