'bilinmeyen yasalarla yönetilmek ne azaptır. zira böylelikle,
yasaları karakteri, içerikleri hakkındaki gizliliği gerektirir.'
kafka
'bireyin arlarından geçtiği farklı ıslah evleri veya kapatılma ortamları bağımsız değişkenlerdir.' deleuze
Tuhaf bir zaman diliminde yaşıyoruz. Savaş dönemi. Politika savaşa ektir.Tuhaflık, savaş ve politikanın zaman birimi başına yoğunlaştırılmasıdır. Tarih hızlandırıldı.
Tom Cruise, Türkçe karşılığı 'dünyalar savaşı' olan filmde başkaları ile birlikte durmadan kaçan bir insanı canlandırır. Dünya bir savaşın içinde. Savaşın tarafları belirsiz. İnsanların anladığı pek birşey yok. Kaçış var. Sessizlik, erteleme ile birlikte kaçıştır.
Savaş gösterge olarak yaşanıyor. Referans yaratılıyor. Referansa bağlı haberler üretiliyor. Referanslara bağlı olarak üretilen haberlerin ne anlama geldiği konusunda bir fikir yok. Savaşı görenler gördükleri savaşın tarafları ve savaşın konusu konusunda anlamlı cümle kuramıyorlar. Gerçekleşen herhangi bir olayın daha önceki bir olayla ilişkilendirilmesini engellemek üzere bir başka olay tezgahlanıyor. Görünmeyen, bir türlü yakalanmayan bir düşman var. Düşmanı referans alan başka düşmanlar.
Kitle sessiz. Kitle söz dinliyor. İktidar seçkinleri tarafından kitleye söylenen şudur: "Bizden yana ol. Dışarda bir sürü düşman var. Senin herhangi bir gücün yok. Küçük işlerle oyalan. Televizyon seyret. Kafanı herhangi birşeyle karıştırma. Bizden gelecek talimatları bekle."
Model
Soutlama: Toplum dört gruptan oluşuyor.
Bir: Gardiyanlar. İki: Mahkumlar. Üç:Muhalifler. Dört:İktidar seçkinleri.
Gardiyanlar görülmeden görürler.
Mahkumlar görmeden görünürler.
Hapishanede varoluş ışık rejimi sayesindedir.
İnsanların çoğunluğu mahkum ya da gardiyandır. Küçük azınlık iktidar seçkinleridir.
Politika ışık rejimidir.
Gardiyanlar politik araçlardır. Gardiyanlar yenilik yapmaz. Gardiyanların işi devamlılık sağlamaktır.
Şimdiki zaman ile sorunu olmayanlar gardiyanlardır. İktidar seçkinleri üç kurumun sahipleridir. Bir: Sermaye. İki:Üniversite ve medya. Üç:Bürokrasi ve hükümet. Sermayenin ürettiği mal, üniversitenin ürettiği bilgi, medyanın ürettiği haber, bürokrasinin ürettiği tahsisat ve hükümetin ürettiği iş toplumsal rejim içinde gerçekleşiyor. Rejim, savaşa dayanır. Dayanmak zorundadır.
Savaş, kurumların devamlılığı için gereklidir. Toplum savaş içinde. Toplumda herkes bir diğerini düşman olarak sayıyor. İşbirliği ya da olumlu rekabetten söz edilmiyor. İşbirliği görülmüyor. Savaş, sessizlik dışında kalan tek toplumsal iletişim durumu olarak yaşanıyor.
İçinde Nietzsche'yi, unzeitgemass, zamana aykırı bir şekilde, yaşatan muhaliftir. Muhalif, deli olanın sosyal adıdır. İktidar seçkinlerinin hakikate, iktidara ve haberlere hakim olduğu bir sosyal alanda muhalif olmak akıllı bir organizmanın bilinçli tercihi olamaz. Ekonometride hata payı olarak kabul edilen yüzde beş oranı toplumsal alanda geçerli sayılabilir. Toplumda delilerin oranı yüzde beş olarak varsayılabilir.
Konuşmak, düşünmek, hayal kurmak yeteneklerine ve özgürlüklerine sahip olmayan mahkumların demokrasi ile idare edilmelerinde kendileri açısından herhangi bir kazanç, iktidar seçkinleri açısından herhangi bir tehlike yoktur.
Toplumda grup ilişkileri gelenek prensiplerine göre gerçekleşir. Gelenek, hukuk ve iktisat ikilisinden oluşur.
Politika, hukuk ve iktisat ilişkisinde belirli bir zaman bir örtü; diğer bir zaman bir savaş alanı olarak ortaya çıkıyor. Politika alanındaki görevlilier, neyi örttüklerinin ve hangi savaşın aleti olduklarının farkında olmazlar. Olmamaları gererkiyor. Farkında değildirler.
Politika bir şey içindir. Politika için politika yapılmaz. Modern kelimesi ile ilişkilendirilen politika sermaye sınıfının iktisadi işlerini yoluna koymak amacı ile yapılır. Hukuk araçtır. Kitlenin sermaye sınıfını onaylamasıdır.
Politika yapanlar aynı partide çalışırlar. Sağ ile sol adların ilk ortaya çıktığı Fransa'da sağ ve sol partiler rakip değildirler. Sağ ve sol partiler politikada tamamlayıcıdırlar. İktidar seçkinlerinden bazıları iktidarda, geri kalanları muhalefette değildir. İktidar seçkinleri heryerdedir.
Ülke
Ülkeler iki gruptur. Bir: Küçük ülke. İki: Büyük Ülke. Küçük ülkedeki politikacı büyük ülkenin politikacıları üzerinden büyük ülkenin sermaye sahiplerine bağlıdır. Küçük ülkede politikacının söylekleri gerçek değildir. Küçük ülke politikacıları büyük ülke politikacılarına hesap verirler. Küçük ülkede kitle çoğu kere herşeyi görür. Problem şudur: Küçük ülkedeki mahkumlar gördüklerine inanmaz. Mahkumlar kendisine söylenenlere inanırlar.
Küçük ülkeden büyük ülke arasında kaynak aktarımı gerçekleştirilir. Büyük ülke merkez bankası tarafından basılan kağıt para ile küçük ülkenin ürettiği mallar değiş tokuş edilir. Küçük ülke büyük ülke karşısında ticaret açığı verir. Açık büyük ülkenin küçük ülkeye verdiği para ile kapatılır. Büyük ülke bu durumda küçük ülke ile gerçekleştirdiği ticaretten elde ettiği refahın yanında bir de faiz geliri elde eder. Küçük ülkede politika bu değiş tokuşun güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlar.
Büyük ülke küçük ülkeye doktrin ihraç eder. Küçük ülkedeki iktidar seçkinleri modelin işlemesinde ithal doktrini kullanırlar. Küçük ülkede toplumsal alanda hiçbir şey yerli değildir.
Gerekli sembol, uydurulmuş tarih, hayali kutsal, kurgulanmış gelecek üzerinden gerçekleştirilen çatışmalara mahkumlar dahil olurlar. Mahkum adı üstünde mahkum olduğundan kurgulanmış toplumsal hayatta kendi için yazılan senaryoyu oynar. Mahkumların sorgula yapmaları ya yasaklanır ya da sorgulama yeteneklerini yitirdiklerinden hayata rıza gösterirler. Bazı durumlarda mahkumların küçük rüşvetlerle yola getirildikleri görülür.
Küçük ülkenin kendine herhangi bir dış politikası ise olmaz. Küçük ülkenin dış politikası, büyük ülkenin politikasıdır.
Mahkumlar toplumsal herhangi bir olaydan haberdar değildirler.
Gardiyanlar görevlerini yapmanın rahatlığı ile yaşarlar.
Muhalifler doğalarını kader olarak yaşayıp giderler.
İktidar seçkinleri yeni savaş teknikleri geliştirmek peşindedirler. İktidar seçkinlerinin imkanı olan politika savaşın diğer şeklidir.
12 Kasım 2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder