Bankalar nasıl soyuyor?


 11.10.2012 06:01 
her radikal tedavi mümkün olduğunca ertelenir.
başlık, ahmet tonak’ın.
iktisatın teknik bir mesele olduğuna dair liberal ortodoks yaklaşım, iktisatçıları gözden düşürdü.
ahmet tonak, at, 1951 doğumlu. 1972’de itü makine bölümünü bitirdi. 1973’te isveç’e, ardından abd’ye gitti. yeni york’ta uygulamalı matematik ve istatistik alanında yüksek lisans (suny-stony brook), ekonomi politikte yüksek lisans ve doktora (new school for social research) derecelerini aldı. abd’de 25 sene öğretim üyeliği yaptı. şu ânda bilgi üniversitesi’nde öğretim üyesidir.
bir toplantı. banka genel müdürleri yan yana.  birkaç tane. sıra kendilerine geldiklerinde konuşuyorlar. ana dilleri türkçe olmalı. problem. ana dillerini konuşmakta sıkıntıları var.
tanpınar’ı okumamak, büyük suç.
mükemmel bir şekilde ingilizce, ispanyolca, italyanca, rusça, arapça, farsça konuşabildiklerine mi ihtimal veriyorsunuz? çok iyimsersiniz.
çocuklara yönelik banka reklamları bir propaganda tekniği. kumbara reklamlarından, itiraz etmeyen/ iyi baba imgesine kadar.
reklam, yanıltır. maksat, yeni tezgâhlarla müşterileri nasıl daha çok soyabiliriz, sorusuna en iyi yanıtı bulmak.
bankacılar. kendi hâlinde, sade görünümlü insanlar.
hazine ve tüketici, borçlanıyor. iki iyi müşteri hazır ve iyi niyetli. kazıklanmak için müsait. bankacıların fazla işi yok. yalnızca bir üst rutbelinin kaprisini çek ve kurumsal gülümseme tekniklerini her daim segile. sahte olması sorun değil. paralar gerçek.
ahmet tonak: “en genelde, bankalar kazançlarının büyük kısmını para satarak (gündelik dilde borç, teknik dilde kredi vererek) ve tahvil, hisse senedi vb. menkul kıymetlere yatırım yaparak sağlarlar. her şeyin bir fiyatının olduğu bu düzende ve de kimse kimseye bedava para vermeyeceğine göre hem bankalara verilen paranın hem de bankalardan alınan paranın da bir fiyatı olması gerekir. bu fiyatın adı faizdir ve duruma göre değişir. durumdan kastimiz sadece yere ve zamana göre faizin değişmesi değildir. bankanın para aldığı kişi ve kurumlara ödediği faiz ile kredi verdiklerinden aldığı faiz arasındaki zorunlu farklılığa da işaret ediyoruz. bu farklılık zorunludur, çünkü bizatihi aradaki bu fark yüzünden bankalar para kazanır. biz 100 lira yatırdığımızda (hem de mesela bir ay paramızı çekmeme taahhüdü ile, yani vadeli olarak) banka bize yılda 10 lira öderken, kalkıp bankadan 100 liralık kredi alacak olsak bu kez banka bizden 20 lira almaktadır. yani, bankaya yatırılan her 100 lira bankaya ne 10 lira kazandırmaktadır. kimilerimize bu örnek abartılı sayısal bir örnek gibi gelebilir. ama, maalesef şu ânda türkiye’de durum aynen böyledir: yatırdığınız bir ay vadeli 100 liraya yılda 6-7 lira faiz alırken aynı miktarda borç alacak olsanız, bankaya ödeyeceğiniz faiz 12-13 liradır –tıpkı örneğimizdeki gibi borç faizi 2 mislidir. kaldı ki, hiç bir banka  bunun böyle olduğunu açıkça söylemez olabildiğince bizden aldığı faiz miktarını gizler, yanıltıcı reklamlarla ödeyeceğimiz faizin az olduğu izlenimini yaymaya çalışır. bunun yollarından biri de, yıllık % 12.3 olan faiz oranını, kaba saba bir uyanıklıkla aylık olarak, yani %1.59 olarak pazarlamaktır. eh, ne de olsa 1.59’un 12.3’ten bir hayli küçük olduğuna kimse karşı çıkamayacaktır!”.

selâm ile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder