ölüm ve iktisat


 12.10.2012 00:01 
“on sekizinci yüzyıla kadar, bir insanın ölümüne yol açan hayvanlar, göstermelik bir mahkemeden sonra asılıyorlardı. atlar da asılıyordu”. yazarı bilinmiyor.

baudrillard: “bataille, ölümü bir gerilim ayarlaması ve denge işlevine sahip bir araç, içtepi ekonomisi olarak görmek yerine tam tersine onu denetlenmesi olanaksız değiş tokuşlar, aşırı sıra, bolluk ve fazlalık olarak kabul etmektedir. her zaman bir fazlalık olarak görülmüş olan ölüm, ölümden kopuk bir yaşamın aksadığını kanıtlamanın yanı sıra, yaşamın ancak ölümü içerdiği ve onunla değiş tokuş edilebildiği ölçüde var olabileceğini, aksi takdirde değerin süreksizliğine, öyleyse kaçınılması olakansız bir iflasa mahkum olduğunu kanıtlamaktadır”.
 iktisata bakış, tarafsız olamaz. bakış’ın doğası gereği imkânsızdır.
kimden/ neden yana oluyorsunuz? işte dünya görüşü.
zenginler ve fakirler. sermaye/mülk sahipleri ve çulsuzlar.
amerika’da iktisatçılar bir araya gelebilirler. amerika, abd, masa başında kurulan bir devlettir. amerika’yı kuran insan eylemi müzakeredir. müzakere, amerika’da bir ruh olarak yaşatılıyor.
cemil meriç: “bir adam meçhule tırmanıyordu. sisyphe’e benziy ordu uzaktan. arkası uçurum, yanları duvar. kaç sabah güneşle selâmlaştılar, kaç akşam yıldılar feneri oldu, bilmiyor.
koro
olemp’e yalnız gidilmez. kervanla çıkılır yola. bin çıkılır, bir varılır; bir çıkıp bir varılmaz. olemp’e yalnız gidilmez.
ve adam tırmanıyordu. musa’nın gözünü kamaştıran nur, kavurdu gözbebeklerini.
koro
kayaya çaktılar promete’yi, homer’i karanlığa gömdüler, tanrılara yaklaşan, nemesis’in gazabına uğrar.
adam haykırdı: nemesis, nemesis! Yıldırımlar gibi ulu çınarlara musallat tanrıça…ben ne olemp’in sırlarını fâşeden bir yarı-tanrıydım, ne erguvanlar içinde doğan bir prens. ama madem ki, parmakların bana kadar uzandı, madem ki beni de hışıma lâyık gördün, seni utandıracağım. ya ölüm boğacak şarkılarımı, ya elimden aldığın dünyadan daha muhteşemi yaratacağım.

ve meçhule tırmanan adam kelime oldu.
nemesis:    intikam tanrıçası. ölçüyü aşan, yani başkalarından ayrılan her insan, bu şirret tanrıçasının gazabına uğrar. sonra nemesis, adaletin temsilcisi olur. nahvet veya serveti felaketle cezalandıran garip adalet.
sisyphe yahut sisyphos: korent’in efsanevi kralı. cezası malûm, ama suçu pek belli değil. kimine göre zincire vurmuş ölümü. cehennemde iri bir kayayı dik bir dağın tepesine çıkarmak zorundadır. kaya tepeye varır varmaz aşağıya yuvarlanır. sisyphos adı, güç ve sonuca varmayan bir işi boyuna tekrarlayan kimseler için kullanır”.
hayvanların cezalandırılması bir insanda ne tür bir duygu uyandırır? insanlık için tek bir duygu.
iktisat ve iktisat?
din, tarih, felsefe, psikoloji, mitoloji, arkeoloji, şiir, fizik, edebiyat okumayan bir iktisatçı, iktisatçı değildir.

selâm ile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder